ECRİMİSİL (HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI) – UZUN SÜRELİ KULLANIMLARDA
Ecrimisil (haksız işgal tazminatı), bir taşınmazın malikinin veya yetkilisinin rızası olmaksızın, üçüncü bir kişi tarafından hukuka aykırı olarak kullanılması nedeniyle talep edilebilen bir tazminat türüdür. Kötü niyetli kullanıcıdan, taşınmazı kullandığı süre boyunca elde ettiği gelir kaybı veya kira bedeli karşılığı olarak alınır.
Kullanan kişi, ecrimisil talep edilen malı uzun süredir kullanıyorsa ve malın sahipleri veya yetkilileri bu duruma sessiz kalmışlarsa, kullanıma muvafakat verdikleri anlamına gelmektedir. Bu durumda artık ecrimisil talep edemeyeceklerdir. Hak sahipleri, kendilerine ait malın kullanıldığını bilmelerine rağmen, kullanıma son verilmesi konusunda herhangi bir uyarıda bulunmamaış, duruma sessiz kalmışlar ise kullanıma rıza göstermiş sayılmaktadırlar. Bu durumda kullanım rızaya dayanacağından artık ecrimisil isteyememektedirler.
T.C.Y. 8. HD Esas No: 2018/6336 Karar No: 2020/7671 Karar Tarihi: 30-11-2020; "davacının davalıların uzun yıllardır devam eden kullanımına sessiz kaldığı dolayısıyla zımnen muvafakat ettiği anlaşıldığına göre; Mahkemece kal istemine konu muhdesatın kaim bedeli üzerinden davalılar lehine hapis hakkı tanımak suretiyle kal kararı, ecrimisil istemi yönünden ret kararı verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir."
T.C.Y.1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2015/983, Karar No: 2016/2058, Karar Tarihi: 23-02-2016;
"Tüm bunların yanında, ecrimisil davalarında davalının uzun süreli kullanımı söz konusu ise, bu kullanıma ses çıkarmayan davacının zımni muvafakatinin var olduğu yönünde “fiili karine” oluşacağı ve bu karinenin aksi davacı tarafından kanıtlanmadıkça, ecrimisil talep edilmesinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği kabul edilmektedir."
T.C.Y.1. Hukuk Dairesi, Esas No: 2012/14360, Karar No: 2013/12636, K. Tarihi: 17-09-2013; "...o tarihten itibaren dava açılana kadar davacılar F. ve A. E.'ın davalının kullanımına bir itirazlarının olmadığı, davalıya bir ihtarname keşide etmedikleri, taşınmazdan çıkması konusunda bir ikazda bulunmadıkları gözetildiğinde, bu davacıların payı bakımından taşınmazı kullanımının muvafakata dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Davalının uzun süredir devam eden kullanımına, dava açılana kadar ses çıkarmayan birleşen dosyanın davacılarının muvafakat ettiklerinin ve muvafakatin dava açılmakla geri alındığının kabulünde zorunluluk vardır. Başka bir ifadeyle taraflar arasında 818 sayılı B.K.'nun 299. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 379. maddesi) hükmü uyarınca sözlü olarak ariyet akdi yapıldığı ve dava açılmakla muvafakatin geri alındığı, yani aynı Kanunun 304. maddesi gereğince akdin feshedildiği kabul edilmelidir. Buna göre fuzuli şagilin (haksız kullananın) taşınmaz malikine tasarrufundan dolayı ödemekle yükümlü bulunduğu haksız işgal tazminatıyla sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca, birleşen davadaki ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir."
